Follow by Email

15 Ağustos 2011 Pazartesi

Sadece 11 yaşımda idim..

Babam ve annem sezon zamanı eve bir poşet para ile gelirdi hep. Yaptığımız iş yazın işlemez, eylül-ekim gibi babam işyerinden her akşam bir poşet para ile gelirdi.. Fena kazanmıyorduk o zamanlar.. Tabi Özal Türkiye'si..Mahalle esnaflığının kral olduğu yıllar. Kırtasiyemizin karşısında 3 adet okul vardı..Nerden baksan 5.000 öğrenci..Bunlar kitap alır, kalem defter bok püsürük alırlardı hep..Okulda ise bana hep imrenirlerdi.. Lan ne de olsa kırtasiyeci çocuğu idim..Borumu lan çantamda tombo uçlar, 0,7-0,5 kalemler, boya takımları, resim çantası, yağlı boyalarım bile vardı..Neyse ben okulda Neslihan diye bir kıza aşık olmuştum goçlar..Ah ah ne aşk.. Neslihan'a dondurmalar, hamburgerler falan ısmarlamalıydım..Okuldan kaçıp Kızılay'a falan inmeliydik..Tey yavrum...Ve plan uygulanmaya başladı.. Babam ve annem bir çanta para ile yine geldiler bir akşam.. Ailecek oturduk sayıyoruz binlikleri.. 100 er adet desteler yapıyoruz hepimiz..Ama ben farklı bir şey yapıyordum..Yaptığım tüm desteleri 105 er adet yaptım..Tüm destelerimde 1050 lira gibi bişi oluyordu yani.. Tüm paraları saydık..Çekmeceye koyduk..(banka falan o zamanlar şimdiki gibi değil..evde saklıyoruz paraları bir iki gün)..Gece uyandım..13 adet desteyi kendim yapmıştım..En üste koymuştum hepsini. Hepsinin üzerinden beşer beşer çektim..Atıyorum 65.000 lira gibi bir param oldu..Çıt çıkarmadan odama geçtim.. Parayı çantama koydum..Evet yaptım bunu..Çaldım hacılar..Yıllar geçti aradan ama bu da böyle bir olaydı..Parayı ne mi yaptım. Neslihan'a hiç bi sikimi ısmarlamadım. Hepsini yedim..

O bir Avukat, O bir Asteğmen, O bir Baba, O bir 2,3,4,....

Bundan yaklaşık 10 yıl önce idi. Vatani görevimi yapmak üzere önce Burdur'a, oradan da Kıbrıs 39.Tümen 14.Alay'a kısa dönem asker olarak gitmiştim. Günlerim Psikolojik Danışma Merkezi'nde inceden sıyıran askerlerimize yardımcı olmak ile geçiyordu. Ama ben alakasız bir bölümden mezunum. Ne işim vardı Psikolojik Danışma Merkezi'nde..Zaten doğru muydu bilmiyorum ama aşçının asıl mesleğinin kaportacılık olduğunu söylemişlerdi.. Benden önce de Alayda A. Traş diye bir asker varmış. Bu arkadaş inanılzmaz üç kağıtçı imiş. Geldiğimde herkes "Hoca A. Traş vardı senden önce. Herkesi dolandırdı. Alaya bilgisayar almaya gitti komutanla 10 adet. Komutanı da dolandırdı. Binbaşı ile porno izliyordu gibi efsaneler anlatıyorlardı..Vay be dedim..Ne herifmiş bu A.Traş..Neyse bu zaten saçma sapan ve konumuz ile tamamen alakasız bir durum. Binbaşı sabah beni gazete almaya göndermişti. Ben de aldığım gazetelere göz atardım sürekli. Bu kez dandirik bir gazete'nin başlığı biraz ilginç gözüküyordu. Başlık, "O bir Avukat, O bir Asteğmen, O bir Baba..2,3,4 şeklinde sıçılmıştı..(bkz..başlık sıçmak) Dayanamadım ve hikayeyi okumaya başladım hacılar. Okudukça güldüm, güldükçe güldüm..Hatta bu olayın kahramanı olan arkadaşı da takdir etmedim desem yalan olur.
Kahramanımız 18 yaşında iken Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesini kazanmış, Ankara'dan Diyarbakır'a okumaya gitmiştir. Çok da çalışkan olan koçyiğidimiz yatay mı dikey mi artık bir şekilde Ankara Üniversitesi'ne ilk yılın sonunda geçiş yapmıştır. Derslerinde oldukça başarılı olan bu arkadaşımız dört güzide yılın sonunda okulunu birincilikle bitirmiş, özel bir şirketin de hukuk departmanında Avukat olarak işe başlamıştır. Başlanılan iş ile birlikte bu genç, yakışıklı, kibar, nazik, centilmen Avukatımız çalıştığı şirket içerisinden bir genç hanım kızımız ile nişanlanmış, hanım kzımızın ailesi tarafından da çok sevilmiştir. Nişanlılık dönemi evlilik ile sona ermiş, çift iki adet de çocuk sahibi olmuştur. Sonrasında yaş kemale ermiş ve kahramanımız için tek bir engel kalmıştır hayatında. Ne de olsa başarılı bir avukat ve iyi bir aile babasıdır. Sonunda büyük gün gelmiş ve askere xxx. dönem yedek subay olarak gidileceği belli olmuştur. 12 aylık askerlik süre zarfında hukukçu koçyiğidimiz askeri mahkemede görevini başarı ile yerine getirmiş, komutanlarının "tezkere bırak burada kal..subay olarak hayatına devam et" ısrarlarına rağmen sivil hayata, ailesine ve işine dönmüştür. Artık çocuklar büyümeye başlamış, avukatımız tecrübesini piyasada pazarlamaya başlamışken şok bir tutuklama gelir kendisine...Askeri makamlara sahte belge vermekten hakkında xxx.maddesinin yyy fıkrasınca dava açılmıştır. Bu tarih itibariyle de olayın aslı ortaya çıkmaya başlamış, her şey çorap söküğü gibi ortaya çıkmıştır....
-Kahramanımız yıllar önce ailesine Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesini kazandığını söylemiştir. Külliyen yalanmış meğer. Bir yeri kazandığı falan yok ama aileye bu şekilde söylenmiş ve aile de hiç bir şekilde şüphelenmemiştir.
-Gerçekten de Diyarbakır'a gidilmiş ve sözde yatay geçiş yapana kadar iki yıl Diyarbakır'da kalınmış, bu süre zarfında gencimiz boş durulmamış ve hukuk konusunda kendisini okuyarak çok fazla geliştirmiştir.
-Yatay geçiş olayı da planın bir parçası olup, gencimiz her gün okula gider gibi evden çıkmış, okula gitmemiş ama hukuk konusunda kendini geliştirmeye devam etmiştir.
-Yalandan okul bitmiş, nasıl olduysa öğrenci işleri askeri makamlara "öğrencimizdir" yazısı yollamış (öğrenci işlerinden bir vatandaş aracılığıyla olay tatlıya bağlanmış anlaşılan) askerlik olması gerektiği gibi tecil edilmiştir.
-Hukuk konusunda en az bir avukat kadar gelişen şahıs bir şirkete sahte diploma ile başvurmuş ve işyerini ikna edebilmeyi başarmıştır.
-Hukuk konusunda en az bir avukat kadar gelişen şahısın meslektaşı en ufak bir şüphe duymadan kendisi ile evlenmiştir.
-Askerliğini Yedek Subay olarak yapan bu muhteşem arkadaşımız Yedek Subay olarak askerliğini en ufak bir şüphe çekmeden tamamlamayı başarmıştır.
-Sonunda olayı nasıl oldu ise askeriye ortaya çıkarmış, kahramanımız eşi tarafından terkedilmiş, işinden kovulmuş ve bir süre de tazminat davalarıyla uğraşmakzorunda kalmıştır. Ailesinin hala inanamadığı bu dalavereyi çeviren arkadaşa tek bir şey söylemek istiyorum...Tebrikler Dostum!